BENİMGÖZÜMDEN

UYARI; "UYANDIRIN"

Bindigim her takside, girdigim her dukkanda, manavda, kasapta,
bakkalda, hastanede, kuyrukta vs. rastladigim her insanla konusuyorum.
 Bir tek AKP veya Fetos taraftarina rastlamadim.  Herkes kufur ediyor
onlara ve tabii bir de Melih'e.  Insanlar coktan uyanmis da hala
uyutmaya calisanlar var.


BUGÜNÜN YOĞUN GÜNDEMİNDE ÖNEMİ DAHA DA ARTTI.

Uyandırın

korkmayın heryerde konuşun konuyu siz açın
takside taksiciye konuşun
apartmanda kapıcıya konuşun
sakallı gazete bayinize konuşun
eve gelen gündelikçiye konuşun.



Anlatın eğer Fethullah dindarsa peygamber gibi ise
neden Amerika'da yaşıyor ?
neden Mekke'de Kabe yakınlarında bir malikanede değil de
Amerika'da FBI çiftliğinde.



Söyleyin bu zat değilmiydi 25 yıl o cami senin bu cami
benim salya sümük ağlayarak FAİZ haram diyen ?
sorun kapıcınıza peki BANK ASYA nedir ?



Önce alıştırmanız gerekir.
Görüntüye.
Seslere.
Hareketlere.
Sessizliğe.
Çevrenizde olup bitenlere.

Yavaş alıştırırsınız.
Alışırlar.
Türbana.
Çarşafa, peçeye.
Taşyapı'ya.

Oğulların gemilerinin olmasına.
Çocukların televizyon kurmasına.
Yakınların yolsuzlukları na.
Sevgililere alınan evlere.
Çokeşliliğe.

Erkeklerin, kadınların ayrı ayrı oturmasına.
Ramazanda öğle yemeği verilmemesine.
Beyaz takkeyle gezenlere.

Hem de öyle alışırsınız ki size çok doğal gelmeye
başlar.
Bizde böyle deyip geçmeye başlarsınız.
'Galiba demokrasi bu da biz mi anlamıyoruz?' diye
kuşkulanırsınız.
Sonra da uyuşursunuz.
Yavaş yavaş uyuşursunuz.
İçinizden bile tepki duymaz olursunuz.
'En az üç çocuk yapın' derler, dinler geçersiniz.
'Bizi azaltmaya çalışıyorlar' derler, gülme duygunuz<_script /><_script />
bile kaybolmuştur.
'Batı'nın ahlaksızlığını aldık' derler, öyle dinler
durursunuz.
Uyuşturmuşlardır sizi.
Bir yandan Çanakkale zaferini kutlarsınız.
Öte yandan Çanakkale savaşını yıllar sonra
kaybettiğinizi bile fark etmezsiniz.
Başbakanınız planlarını Amerika'ya açıklar.
Siz burdan dinlersiniz.
Amerika Ankara'yı işgal etmektedir.
Siz İngilizce öğrenmeye çalışırken durumu
göremezsiniz.
***
Alışırsınız ve uyuşursunuz.
Geçmişe dalıp gitmişken,
geleceği kaybetmekte olduğunuzu fark edemezsiniz.
Plan da bunun için yapılmıştır.
Önce alıştırma.
Sonra uyuşturma.
Yüzünüze demokrasi derler, arkanızdan gülerler.
Yüzünüze çokkültürlülük derler, arkanızdan bölerler.
Yüzünüze değişim derler, arkanızdan soyarlar.
Yüzünüze gelişim derler, arkanızdan bakarlar.
Alışırsınız.
Uyuşursunuz.
Tehlikenin farkında mısınız?
Önce Alıştırma - Sonra Uyuşturma...

PROF. DR. ERDAL ATABEK


Türkiye Atatürk'tür, Atatürk Türkiye'dir

Yorum (9) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

GÜNAYDIN!

12/2/2008 -Kategori: alinti

Bekir COŞKUN

 bcoskun@hurriyet.com.tr

Jeton düştü...


FARKINDA mısınız; kimileri yeni uyandılar.

Jeton düştü.

Türkiye’yi tepeden tırnağa sarıp sarmalayan dincilerin gerçek yüzünü şimdi gördüler.

Tayyip Erdoğan’ın hiç de değişmediğini, AKP’nin laikliği silip süpürmekte olduğunu, Abdullah Gül’ün aslında bizim cumhurbaşkanımız olmadığını...

AB’den giderek uzaklaşıldığını...

Anadolu’nun Arabistan’a döndüğünü...

Geri vitesle ileri gidilemeyeceğini ve bu güzel ülkeye yazık olduğunu yeni gördüler.

Tam altı yıl sonra.

*

Altı yıldır...

Altı yıldır AKP’nin eteğine yapışmak için yarıştılar.

Başbakan’ın uçağıdır, Cumhurbaşkanı’nın sofrasıdır, iktidarın kucağıdır, yer kapmak için koştular.

Methiyeler yazıldı köşelerde.

Manşetlerde gerçeklerin üzerini örtüp, aslı olmayan umutlar dağıttılar insanlara.

Televizyonlarda yayın yönetmenleri olsun, program yapanlar olsun, çıkıp konuşanlar olsun, yağcılığın en utanç verici örneklerini sundular.

*

Ya bizler?

Bizleri görünce yüzlerini çevirdiler, sözlerimiz-yazılarımız kayda değmezdi, itibarsızdık...

Bizler bir yandan "etmeyin-eylemeyin" derken, öte yandan itildiğimiz köşelerde kan kustuk.

Canımız yandı.

Onlara hiçbir gericiliğin toplumlara yarar getirmeyeceğini, çağdışılığın er geç bir yıkıma dönüşeceğini anlatmak istedik, anlatamadık.

Azarlandık, suçlandık...

*

Şimdi?

Şimdi her şey daha net.

Başbakan, Almanya’da "Kararlı adımlar atıyoruz, hedefe er ya da geç ulaşacağız" derken, dünya medyası "Türkiye’de laik sistemin çöktüğünü" duyuruyor insanlığa.

İşte; en büyük vebal, altı yıldır bunu görmeyenlerin boynundadır.

Sorma zamanıdır onlara:


Şimdi ne yapacaksınız?..


Yorum (4) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

UYANIN!

10/2/2008 -Kategori: siir

ŞEHİTLER

Şehitler, Kuvayi Milliye şehitleri,
mezardan çıkmanın vaktidir!
Şehitler, Kuvayi Milliye şehitleri,

Sakarya'da, İnönü’nde, Afyon’dakiler
Dumlupınar’dakiler de elbet
ve de Aydın’da, Antep’te vurulup düşenler,

siz toprak altında ulu köklerimizsiniz
yatarsınız al kanlar içinde.
Şehitler, Kuvayi Milliye şehitleri,
siz toprak altında derin uykudayken
düşmanı çağırdılar,

satıldık, uyanın!
Biz toprak üstünde derin uykulardayız,
kalkıp uyandırın bizi!

uyandırın bizi!
Şehitler, Kuvayi Milliye şehitleri,
mezardan çıkmanın vaktidir!


                 Nazım Hikmet  1959

Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

MARTI

9/2/2008 -Kategori: alinti

 

 

MARTI
Havalar soğuk,sıcak bir köşede oturma şansınız varsa,yapacak başka bir şey bulamadıysanız,son günlerde biraz da içiniz sıkıldıysa benim gibi,belki kütüphanenizde var olan,ama uzun zamandır okumadığınız bir kitap varsa o ada "MARTI" ysa,tam zamanıdır derim,okumanın.
Ola ki evinizde yoktur,o zaman hiç üşenmeyin,uzun zamandır takmak isteyip de,arabayla gidip geliyorum sıcak olur diye takmadığınız güzel berenizi takın başınıza,kaşkolünüzü de sarın boynunuza,çıkın sokağa.En yakındaki kitapçı demiyorum,çıkınca göreceksiniz,biraz uzaktaki kitapçıya da gidebilirsiniz zevkle.
Kendinize bir iyilik yapın bu gün,"MARTI" yı alın,dönüşte bir de simit alın,ben en kolay ve basit olanı söylüyorum,yiyecek konusunu abartabilirsiniz de,ama ne olur bir de çiçek alın kendinize,öyle "sevgililer günü gelse de sevdiceğim bana bir demet çiçek alsa" diye beklemeyin,bu gün de siz sizin sevgilisi olun ve ödüllendirin kendinizi,nergisin tam mevsimi,ya da küçük bir saksı çiçeği de olabilir.
Dönüşte,kaşkolünüzün püsküllerini savura savura,gülümseyerek,sekerek döneceksiniz evinize.Ben falcı falan değilim ama böyle olacaığını deneyimlerimden biliyorum.
Eve döner dönmez kendinize sıcak bir içecek,güzel bir müzik hazırlayıp,evinizin en sevdiğiniz köşesine kurulup Martı'yı okumaya başlayınca,simit yemeye bile vakit bulamayacaksınız emim olun.
MARTI,benim "silah zoruyla okutulması gereken kitaplar" listemin ilk beşinde yer alır.Benim şiddet ve silah içeren tek düşüncem de budur zaten.
Yok yok,öyle silah zoruyla okutulacak kadar kötü bir kitap değil,aksine,pek çok kişi severek okumuştur eminim,benim sözüm okumayan,okumak istemeyenlere...
Yani şunu demek istiyorum; içiniz sıkılmış,yaşama sevincinizi yitirmiş,hedeflerinizden şaşmış,ya da yorulmuş olabilirsiniz,haklısınız.
Ama toparlanmamız lazım biliyorsunuz,titreyip kendimize gelmemiz gerek,moral ve güç depolamalıyız.
Onun için Martı'yı okuyun,en kısa zamanda,ilk fırsatta!

MARTI:  Richard Bach; Çeviren: Kader Ay Demireğen; Fotoğraflar:: Russell Munson
Epsilon Yayınları;
İstanbul, 1994, 13.5 x 19.5 cm, 92 sayfa, Türkçe, Karton Kapak.
ISBN No: 9753310080

 

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

KÖRLEŞ-ME!

7/2/2008 -Kategori: gunluk

 


KÖRLEŞ-ME!
"KÖRLEŞME" dedikleri bu omalı!
Yavaş,yavaş farketmeden,para için,makam için,şan şöhret için,kısacası kısa vadeli ucuz getiriler için milli değerlerden,manevi değerlerden ödün vermek...
Binlerce şehit,binlerce gazinin kanlarıyla sulanarak,laik çağdaş,aydınlık bir düzen kurulmuş,kurulabilmiş,siz bu aydınlıktan istifade edip okumuş oralara gelmişsiniz.
Atatürk bu düzenin kurulmasında öncülük etmiş,ömrünü vermiş.
Şimdi siz kalkın,siyasi iktidar hırsıyla,bazıları da geleceğe dönük iktidar hesaplarıyla bu aydınlığın üstüne bir kara çarşafla örtmeye çalışın.
Üstelik bunu yaparken,bundan en fazla zarar görecek olan kadınları bu işe alet edin!
Üstelik bu işi yaparken,büyük Atatürk'ün,büyük vatansever şair Nazım Hikmet'in sözlerini,mısralarını kullanın!
Nasıl bu kadar "kör" olabildi bu kadınlar?
Onları bu kadar kör eden nedir?
Yıllardır vermekte oldukları "iktidar" mücadelesi mi?
Bindikleri dalı kesmeleri bu yüzden mi?
Çocuklarının geleceğini düşünmemeleri bu hırs yüzünden mi?
Bilemem,değer mi tüm bunlara?
Onu da bilemem,onlara sormak lazım ve soruyorum.
Ülke,"özelleştirme" adı altında "babalar gibi" satılırken,ülke "arap" zihniyetine bürünürken,sanki hiç bunlara alet olmuyormuş gibi,bir de bu büyük insanların adını vererek,sözlerinden örnekler göstererek karanlık düşüncelerini savunmaya kalkmak "kör" lükten başka nedir?
"Asıl körlük nankörlüktür" diyor, Hacı Bektaş_ı veli.
Ve diyor ki ayrıca;
Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu.
Bizler hayatta olduğumuz sürece,bir kişi bile kalsak,bu "düşünce karanlığı"na ışık tutmaya  çalışacağız,bu "MUTLU" luk hep sürecek,bundan kimsenin kuşkusu olmasın.
YAŞASIN LAİK,ÇAĞDAŞ TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE CUMHURİYETİ!

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı